İçeriğe geç

Mü’min, emniyet ve itminan insanıdır. O, umumî sulhü temin etmek için vardır. Dünya onunla bir Cennet iklimine dönüşecektir. Ondan hiç kimse hatta bir karınca bile zarar görmez, görmemiştir ve göremeyecektir. Fakat buna rağmen, yine de kundakçılık yapan, anarşiyi körükleyen, bozgunculuktan başka bir şey bilmeyen kâfir onu sevmez, sevmemiştir ve sevmeyecektir. Zira ki, mü’mine karşı nefret, kâfirin ve küfrün tabiatında vardır.

Bu açıdan diyoruz ki, kâfirler tarafından sevilen herhangi bir mü’min kendini ciddî bir kritiğe tâbi tutmalı ve akıbetinden daima endişe etmelidir. Çünkü bu sevgi normal değildir. Hatta mü’minde mevcut bir eksikliğin emare ve işareti olma ihtimali vardır. Burada “sevme” ile “beğenme” ve “takdir etme”yi de birbirinden ayırmak gerekir. Kâfir, bizdeki fazilet ve meziyetlerden dolayı bizi beğenip takdir edebilir; ama asla sevmez. Kur’ân’ın “en büyük düşman”50 diye tarif ettiği kâfir, mü’mini nasıl sevebilir ki?

2. HZ. MİKÂİL (aleyhisselâm)

Efendimiz’e kurbiyet ve yakınlığı olan bir başka mukarreb melek de Hz. Mikâil’dir (aleyhisselâm). Tirmizî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz şöyle buyururlar:

“Muhakkak ki benim yer ehlinden iki vezirim, gök ehlinden de iki vezirim vardır. Yer ehlinden iki vezirim Ebû Bekir (radıyallâhu anh) ve Ömer (radıyallâhu anh), gök ehlindeki vezirim ise Cibril (aleyhisselâm) ve Mikâil’dir (aleyhisselâm).”51

Taberânî’de hadis şu ifadelerle nakledilir: “Allah beni dört vezir ile teyit buyurdu. Bunlardan ikisi yer ehlinden, ikisi de gök ehlindendir.”52

144