İçeriğe geç

“Bir topluluk Allah evlerinden bir evde (ki biz onlara ışık evler diyoruz) oturur ve orada mârifet-i ilâhiye adına dersler yaparsa, kesinlikle orayı melekler kuşatır, üzerlerine sekîne iner ve Cenâb-ı Hak orada bulunanları kendi yanında bulunanlara anlatır ha anlatır.”123

Hadiste anlatılan evler hiç şüphe yok ki, mescitlerden ayrı olarak mütalâa edilmelidir. Zira biraz sonra da işaret edileceği üzere bu evler doğrudan doğruya ٌبَيْت ifadesiyle anlatılıyor ve cem’i (çoğulu) بُيُوتٌ deniliyor. بَيْتٌ bilindiği üzere “Ev” demektir. بُيُوتٌ ise evler, demek olur. Kur’ân’da ve hadislerde mescit için de bu kelime kullanılır ancak Kâbe mânâsı kastedildiğinde kelimenin başına lâm-ı ta’rif getirilir ve اَلْبَيْتُ denilir. Durum böyle olunca Kur’ân-ı Kerim’de ve hadis-i şerifte vasıflarıyla anlatılan bu evler, mescitler değil, belki belli bir devrede mecsit misyonunu da yüklenen evlerdir.

Hadisin kelimelerine kısa bir göz gezdirecek olursak, zannediyorum hadisten kastedilen mânâlar daha iyi anlaşılacaktır:

قَوْمٌ cemaat ve toplum demektir. O evdeki insanlar Kur’ân ve Sünnette işaret buyrulan cemaatleşme şuuruna sahiptirler: Amel ve fiillerinde kolektiflik hâkimdir. Zaten bir araya gelişleri de böyle bir gaye ve ideale matuftur.

اِجْتَمَعَ Bu şuurlu bir araya gelişi anlatmaktadır.

بَيْتٌ Yukarıda da ifade edildiği üzere evdir. Allah davasına hasredilmiş bu evlere hadiste بُيُوتُ اللّٰهِ denilmiştir.

O evlerde kitaplar alınıp okunmakta ve o kitaplardaki hakikatlerin incelikleri, bilenlerce bilmeyenlere anlatılmaktadır. Bilmeyenler de öğrenmeye arzu ve isteklidirler. Her meseleyi sorar ve her meseleyi öğrenmeye çalışırlar.

183