İçeriğe geç

Ona göre bir amelin neticesi, günah veya sevap hükümlerinden birine giriyorsa, o amel, melekler tarafından yazılıp kaydedilmektedir. Yani insanın ibadetleri, orucu, zekâtı, haccı, namazı, duası, tesbihi ve dudaklarından sevap adına dökülen her şey mutlaka yazılmaktadır. Ve tabiî insanın işlediği günahlar da yine melekler tarafından kaydedilmektedir.

İmam Malik, bir hastanın inleyişlerinin dahi yazılmakta olduğunu söylemektedir. Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak, “Ben hasta kulumun inlemelerinden hoşlanırım.”13 buyurmaktadır. Zira onun belâ ve musibetler altında inlemesi, Hz. Yakub’un إِنَّمَۤا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِۤي إِلَى اللّٰهِ“Ben sadece gam ve kederimi Allah’a arz ediyorum.”14 demesi gibi, dağınıklık ve perişaniyetini Allah’a şikâyet etmesidir. Cenâb-ı Hak, kulunun bu tür eninlerinden, ulûhiyetine yakışır şekilde bir “lezzet-i mukaddese”si olduğunu ifade buyurur.15

İmam Ahmed İbn Hanbel ölüm döşeğinde hasta yatıyordu. Hapishanede çektiği işkence ve zulüm vücudunu tamamen eritmiş ve onu yatağa düşürmüştü. Bu bitkin hâlinde, bazen iniltileri duyuluyordu.

Bu arada akın akın kendisini ziyarete geliyorlardı. Bunların çoğu da onun talebeleriydi. Ahmed İbn Hanbel’in talebeleri arasında, ileride Buhârîleri yetiştirecek çapta nadide insanlar vardı. Bunlardan biri bir gün İmam’a: “Tavus b. Keysan’dan, hastanın iniltilerinin kaydedildiğine dair bir hadis işittim.” dedi. İmam, o güne kadar böyle bir hadis duymamıştı, o andan itibaren ruhu cesedinden ayrılacağı ana kadar bir daha da iniltisi işitilmedi. Bu iniltilerinin şikâyet adına kaydolabileceği endişesi, koca imamı inlemekten dahi vazgeçirmişti.

128