İçeriğe geç

İşte bunlar öbek öbek, bölük bölük Cehennem’e sevk edilecekler. Cehennem’de vazifeli olan melekler karşılayacak onları. Ve soracaklar: “Size, kendi aranızdan, Rabbinizin âyetlerini okuyan uyarıcı elçiler, peygamberler gelmedi mi?” Onlar “Geldi.” diyecekler. Zaten başka türlü demeleri de mümkün değil. Bu müthiş itiraf, âyetlerde şöyle anlatılır:

“Her topluluk onun içine (Cehennem’e) atıldıkça onun bekçileri, onlara: ‘Size bir uyarıcı gelmedi mi?’ diye sorarlar. Onlar da: ‘Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve ‘Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük sapıklık içindesiniz.’ dedik.’ Ve derler ki: ‘Eğer biz (onların dediklerini) dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık, şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!.’ Onlar, günahlarını itiraf ettiler. Zaten o çılgın ateş halkına (Allah’ın rahmetinden) uzak olup ezilmek yaraşır.”96

Evet, herkese olduğu gibi onlara da Allah’ın elçileri, peygamberler geldi. Onları uyardı ve ikaz ettiler. Nitekim Kur’ân bu hususa da işaret eder: “Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber) gelip geçmiştir.”97

Büyük-küçük her millet ve topluluğun içinde mutlaka bir nebi, vahiy ve ilham yüklü bir peygamber zuhur etmiştir. Hangi memleketin taşını, toprağını dinleseniz mutlaka oradan bir nebi izine rastlar, bir resûl sadâsı işitirsiniz.

Fakat içi pas bağlamış kâfir, gelen her peygamberi yalanlayıp tekzip etmiştir. Allah tarafından kalblerine, kendi işledikleri sebebiyle mühür vurulan bu sefil güruhun artık iman etmesi mümkün değildir. Zira Kur’ân’ın ifadesiyle onların gönül dünyaları tamamen matlaşmış durumdadır. Onlar bu hâlleriyle ahirete gidip Cehennem kapısına dayandıklarında, artık hata, günah ve isyanlarını itiraftan başka ellerinden bir şey gelmeyecektir.

170