İçeriğe geç

Efendimiz’in Cibril’e bu sorusu karşısında hemen durumu tavzih eden şu âyet nazil oldu. Âyet, meleği konuşturuyor ve şöyle diyordu: “Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O’na aittir. Rabbin asla unutkan değildir.”44

Buhârî ve Müslim bize şöyle bir hâdise daha naklederler: Cibril’in gelmesi 40 gün kadar gecikmişti. Geldiğinde Efendimiz ona: “İnmedin ey Cibril, iştiyaktan dayanamaz hâle geldim!” der. Buna karşılık Cibril de:

“Belki ben sana, senin bana olan iştiyakından daha fazla iştiyaklıyım. (Âdeta seni göreceğim anı dört gözle bekliyorum.) Fakat elden ne gelir ki, ben sadece bir memurum. (Git denirse gider, gel denirse gelirim.)”45 der.

Evet, meleklerin Allah’a en yakını olan Cibril ile bütün varlıkların Allah’a en yakını olan Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) arasında işte böyle bir iştiyak ve arzu vardı. “Temizler temizleredir.”46 âyetindeki nüktenin bir işareti de bu olsa gerek.

Ahmed İbn Hanbel’in Müsned’inde rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

“Kul, Cenâb-ı Hakk’ın rızasını elde etmenin yoluna düştüğü (bütün işlerinde O’nun hoşnutluğunu gözettiği, safvet ve samimiyet içinde rıza-i ilâhiyeyi hedeflediği) zaman Cenâb-ı Hak, Cibril’e hitaben: ‘Benim falanca kulum, durmadan beni razı etmeye çalışıyor. (Beni razı etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.) Dikkat edin, Benim rahmetim onun üzerindedir.’ der. Cibril bunu duyar duymaz, bütün gök ehline seslenir: ‘Allah’ın rahmeti, falan kişinin üzerindedir. Ben de onun yanındayım.’ Bu ses gökte yankılanır ve bütün gök ehlince de tekrarlanır.”47

Buhârî ve Müslim’de ise vak’a şu şekilde ele alınır:

142