İçeriğe geç

“Sûr’a üflendi, göklerde ve yerde olanlar (korkudan) düşüp bayıldılar. Ancak Allah’ın dilediği kaldı. Sonra ona bir daha üflendi, birden onlar kalktılar, bakıyorlar.”57

Âyette “Ancak Allah’ın dilediği ayakta kalır.” denilmekte ve ihtimal mukarreb meleklerin vefat etmeyeceğine işaret buyrulmakta. Zaten, Cenâb-ı Hakk’a dayanan, varlığını O’nunla sürdüren ve mânâ-i harfî cihetiyle varlığını O’nun varlığından bilen şuur sahiplerinin bu mânâda ölümsüzlüğü de aşikârdır.

İsrafil bir münadi, bir davetçidir. Onun için âyet şöyle demektedir: “Dinle, o gün münadi (İsrafil) yakın bir yerden çağırır.”58Herkes mezarında sessiz yatarken, zerreler âleminde, bir mânâda darmadağınık vaziyette iken ve ruhlar kendilerine ait berzahta, maruz kaldıkları keyfiyetin koridorlarında dolaşırken hemen çok yakınlarında bir ses, bir soluk duyacaklar. Bu, onların kalkmaları gerektiğini haber veren İsrafil’in ses ve soluğudur. Bütün varlık bu ses ve solukla yeniden dirilecektir.

İsrafil bir “dâi”, bir çağırıcıdır ve insanları mahşerde toplanmaya çağıracaktır.

“Öyleyse sen de onlardan yüz çevir; o çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşkün düşkün (zillet içinde) kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler.”59

İşte böyle dehşetli bir günün davetçisi, çağırıcısı olarak, Cenâb-ı Hak’tan emir bekleyen bu şanı yüce melek, Allah Resûlü’yle olan irtibatı ve dostluğu adına elbette O’nun ümmetiyle de alâkadar ve ilgili bulunmaktadır. Kim bilir, ümmet-i Muhammed’in gaflet içinde bulunuşu, kıyamet sûrunu üfleyecek bu meleği ne kadar üzmekte ve mahzun etmektedir. Belki o da, hâlimizin ıslahı için dua eden meleklerden biridir…

4. … Ve HZ. AZRAİL (aleyhisselâm)

148