İçeriğe geç

Kim bilir bu zavallı orada kaç defa “Keşke anam beni doğurmasaydı!” diyecek ve yaptıklarına bin pişman olacaktır. Fakat oradaki pişmanlığın, feryat ve figanın, hatta yanıp-yakılmanın insana zerre kadar faydası yoktur. Zira ahiret, burada iken kazanılması gereken bir yerdir. Amel defteri kapandıktan sonra denilip yapılacakların faydalı olması söz konusu değildir.

Hâlbuki defterini sağdan alanların sevinç ve süruru sonsuzdur. Onların yüzleri bişaret ve gülücüklerin cümbüş yeri gibidir. Bir tarafta abûs çehreler, diğer tarafta gülücüklerinden güller açılan yüzler ve orada uçuşup duran defterler.. kimisi elindeki defteriyle iki büklüm, hacil ve kaçacak yer aramakta.. kimisi de yollara dökülmüş önüne gelene defterini okutmakta.. ve bu son manzara lâhut âleminin sakinleri tarafından da memnunlukla seyredilmekte.. melekleşmiş insanın sevincini seyretme onları da sevindirmekte.. Kur’ân bu tabloyu anlatırken de şöyle demekte:

“Hayır, ebrar (iyiler)in kitabı ‘İlliyyûn’ (yüceler)dedir. Biliyor musun ‘İlliyyûn’ nedir? (Yazılmış bir kitapları “Siccîn”de olmasına mukabil, ebrarın kitabı ‘İlliyyûn’ nedir?) Yazılmış bir kitaptır. Onu ancak “mukarreb” (Allah’a yakın) olanlar görürler.”108

Facirlerin kitapları “Siccîn”de olmasına mukabil, ebrarın kitabı “İlliyyûn”dadır. Ama illiyyûn nedir? O nasıl bilinecektir? Orası öyle yüce bir yerdir ki, Yüceler Yücesi bildirmedikçe “İlliyyûn”u bilmek mümkün değildir.

“Kitab-ı merkûm”dur illuyyûn. Temiz duygularla yaşamış ulvî bir hayatın sinema şeridine takılıp ulvî ve yüce bir kısım nazarlara arz edildiği bir güzellikler armonisidir. Allah’a yakın olan “mukarreb”ler müşâhede edebilirler ancak bu şanlı kitapta olanları. Senin tesbihlerini, tekbirlerini, şükürlerini, hamdlerini, kulluğunu, iç derinliğini, başını secdeye koyup inleyişlerini Cenâb-ı Hak oraya aksettirecek ve mukarreb melekler bir film seyrediyor gibi seni seyredecekler. İşte bunun içindir tespitleri ve işlenenleri kaydetmeleri.

174