İçeriğe geç

Bunun bir mânâsı da şudur; o anda kâfirlerin maruz kaldığı azabı tasavvur dahi edemezsin, öyle şedit ve öyle ızdırap vericidir ki..!

Hâlbuki mü’minin ruhu kabzedilirken, nasıl neşe ve sürur havası eserse, daha sonra meleklerin elinde, solması istenmeyen bir demet gül gibi elden ele dolaşarak Mele-i A’lâ’ya yükselirken de aynı sürur ve neşe hissedilir. Ve uğradığı her yerde bu ruh, ilgi, alâka ve iltifat görür. Zaten o ölüm anında da gözünün alabildiği ölçüde kalabalık bir melek topluluğu tarafından karşılanmıştır. Onun semaya doğru ilk kanat çırpışları nasıl başlamışsa kabirden haşre, haşirden sırata, oradan da Cennet’e uzanan yolculuğu yine aynı şekilde devam edecektir. Zira insan nasıl yaşarsa öyle ölür ve nasıl da ölürse öyle haşrolur.

c. Kabirde Sual Melekleri ve Mü’minin Durumu

Kabirde mü’min, sual meleklerine cevabını tam verir. Onların, “Rabbin kim? Peygamberin kim? Dinin hangi din?”71 gibi sorularına mü’minin cevap vermesi çok kolay olur. Zira, “Allah, inananları, dünya hayatında da ahirette de sağlam sözle tespit eder.”72 âyetinin de işaret ettiği gibi o, dünyada iken bir “Kavl-i sâbit – Değişmeyen söz” olan tevhidi tekrar etmiş durmuş ve bu ifadeler onun gönlüne ve şuuraltına iyice yerleşmiştir. Orada aklı başına gelir gelmez de aynı şeyleri söyleyecektir. Çünkü o, dünyada iken kelime-i tevhidle bu derecede bütünleşmiştir.

158