İçeriğe geç

أُعِدَّتْ kelimesi “hazırlandı” demektir. Nitekim eskiden, aynı kökten gelen “idadi” mektepleri vardı; bunlar, bir meslek için veya bir sonraki eğitim merhalesi için hazırlık mesabesindeydi. Bu kelime Kur’ân-ı Kerim’de farklı yerlerde farklı münasebetlerle kullanılmıştır. Mesela harbe dair bir âyette وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِنْ دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمُ اللّٰهُ يَعْلَمُهُمْ “Düşmanlarınıza karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın, savaş atları yetiştirin ki bu hazırlıkla Allah’ın düşmanlarını, sizin düşmanlarınızı ve onların ötesinde sizin bilemeyip de ancak Allah’ın bildiği başkalarını korkutup yıldırasınız.” (Enfâl sûresi, 8/60)

Şimdi de bu müfredata göre âyetlerin münif mânâsını arz etmeye çalışalım:

Abd-i hâssımız Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ceste ceste indirdiğimiz Kur’ân hakkında reybîlik içinde iseniz, herhangi bir şüphe ve tereddüdünüz var ise ondaki bir sûrenin mislini de siz ortaya koyuverin. Bu hususta güvendiğiniz, size yardım edeceğini umduğunuz kimler varsa onları da çağırın. Eğer davanızda sadık iseniz bunu yaparsınız. Yok eğer yapamaz iseniz –ki asla yapamayacaksınız– o hâlde yakıtı, çırası, yakıcı maddesi insanlar ve taşlar olan –tasavvuru müthiş– o ateşten korkunuz ve Allah’ın himayesine giriniz ki, o ateş, kâfirler için hazırlanmıştır.

* * *

Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) muhataplarının birbirinden farklı ciddi tereddütleri vardı. Çeşit çeşitti bu tereddütler:

Evvela, doğrudan doğruya vahyin ne olduğu, yani onun mahiyeti konusunda reyb içinde idiler.

457