İçeriğe geç
17. Bölüm

Bakara Sûre-i Celîlesi (11-12. âyetler)

﴾وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ قَالُۤوا إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ۝أَلَۤا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ﴿“Ne zaman onlara: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın!’ denilse ‘Biz sadece barışçıyız, ortalığı düzeltmekten başka işimiz yok!’ derler. Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lakin şuur yoksunudurlar, fark edemiyorlar.”

Bu âyetle de, münafıkların hayat-ı içtimaiyede sebebiyet verdikleri, verecekleri ayrı bir hususa dikkat çekilmektedir. Fakat önce...

Müfredat mânâsı (11. âyet)

إِذَا bir edattır, şart ifade eder. قِيلَ meçhul fiil-i mâzi, ل harf-i cer, هُمْ zamir-i muttasıl, لَا تُفْسِدُوا nehy-i hâzır. İfsat kelimesi, fesat kökünden gelir ve if’âl babındadır. Lügat mânâsı itibarıyla, fesada verme, telef etme, bozma, ihlal etme ve bağı, akdi çözme mânâlarına gelir ki bu da ancak insanların eliyle olur. Nitekim: ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ “Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların yaptıkları işler yüzünden karada ve denizde (bütün dünyada) bir fesat meydana geldi ve nizam bozuldu.” (Rûm sûresi, 30/41) âyeti bu hakikati ifade etmektedir.

فِي الْأَرْضِ : اَلْأَرْض üzerinde bulunduğumuz yerküredir. Ayrıca arz, bir şeyin altı, alt tarafı mânâsında da kullanılır ki, yerküremiz de izafî olarak ayaklarımızın altındadır. Çoğulu أَرَضُونَ ve أَرَاضِي şeklindedir.

قَالُۤوا mâzi fiilden cem-i müzekker gâibdir.

إِنَّمَا kelimesi, hasr ifade eden bir edattır.

نَحْنُ zamir-i munfasıl olup mütekellim maa’l-gayr makamında kullanılır.

267