İçeriğe geç
8. Bölüm

Bakara Sûre-i Celîlesi (6-7. âyetler)

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَوَۤاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ۝خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْ وَعَلٰۤى أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ “İnkâra saplananları ister uyar, ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler. Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerine de bir perde inmiştir. Ve bunların hakkı büyük bir azaptır.”

Bakara Sûresi’nin başından 21. âyete kadar genişçe dört sınıf, –vâkıa bazı müfessirler buna üç sınıf demektedirler– anahatlarıyla da iki sınıf anlatılmaktadır. İki sınıf takdirine göre bu âyetlerde esasen bir mü’min, bir de kâfir zümresinden bahsedilmektedir. İmanları, اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ ile icmalen, وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَۤا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَۤا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ ifadeleriyle ise tafsilen anlatılan mü’minler de iki grup hâlinde zikredilmişlerdir:

1. Hiçbir geçmiş malumatları olmayan, gayba iman etmiş kimseler.

2. Daha evvel kendilerine inen bir kısım ilâhî kitap ve suhuflar vasıtasıyla taklidî dahi olsa inanan kimseler.

Bu âyetlerde aynen mü’minler gibi kâfirler dahi iki gürûh hâlinde ele alınmıştır. Esasen burada zikredilen zümreleri dört sınıfa ayırmada da, kanaat-i âcizanemce, bununla bir tetâbuk (uyum) var. Şöyle ki, اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ ile إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا arasında mukâbele (tezat) sanatı vardır. Yani gayba inanıp Allah’a iman edenlerle, O’nu inkâr edenler arasında; diğer taraftan kendilerine kitap inen ve daha sonra Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) inananlar, ayrıca hem Efendimiz’e inen Kitab’a hem de daha evvel inen kitaplara inanan mü’minlerle münafıklar arasında da bir mukâbele vardır. İnanmayanlar gürûhu da kendi arasında “kâfir” ve “münafık” olmak üzere ikiye ayrılır.

173