İçeriğe geç
39. Bölüm

Müfredat mânâsı (21-22. âyetler)

اَلنَّاسُ kelimesini, iştikak itibarıyla daha evvel görüp mahmili ile beraber ele almıştık.

خَلَقَكُمْ: Arapça birinci babdan gelen خَلْقkelimesi, buradaki mânâsı itibarıyla, ibdâ tarikiyle sanatını izhar etmek yani yoktan yaratmak mânâsına gelir ki, bu mânâda yalnızca Vacibü’l-Vücud’a isnat edilen bir kelimedir. Türkçede bunun karşılığı “yaratmak”tır. Binaenaleyh yaratma kelimesi sadece Allah’a isnat edilir.

Üzerinde duracağımız ikinci kelime لَعَلَّ. Bu kelime, malum olduğu üzere, tereccî içindir, ümit edilen, olması umulan, ihtimal dahilindeki hususları ifadede kullanılır. Tereccî’nin Cenab-ı Hakk’a isnadı, kat’iyet ifade etmediği mülâhazasıyla uygun görülmemiştir; yani Cenab-ı Hak ümit etmez; O Allâmü’l-guyûb’dur; ümit ise olup olmayacağı bilinmeyen şeyler için kullandığımız bir tabirdir. Ancak tereccî, mütekellim’e (sözü söyleyen) râci olabileceği gibi mütekellem anh’a (kendinden bahsedilen) veya muhataba da râci olabilir. Ayrıca ta’lîl, işfak gibi mânâlar da taşıyabilir ki, bunların hepsi de bir mânâda tereccî anlamıyla alâkalıdır.

425