فِرَاش kelimesi, birinci ve ikinci babdan kullanılan فَرَشَ fiilinden gelmektedir. Fiilin mânâsı, “bast etme, serme, döşeme, yayma, yayılma”dır. Türkçede kullandığımız mefrûş, mefrûşat kelimeleri de bu köktendir. Âyetteki فِرَاش kelimesiyle, yeryüzünün insanlar için tefriş edilmiş bir döşek ve beşik mahiyetinde olduğu hatırlatılır. Öyle ki, bu tefriş edilmede yeryüzüne, insanın üzerinde rahat yatabileceği bir döşek hüviyeti kazandırıldığından, âdeta döşek gibi üzerinde yatıp nimet-i ilâhiyeden istifade etmesi gibi latif bir resim vardır. Bu belâgat nüktesinin de üzerinde durulmaya değer.
بِنَۤاءً kelimesi بَنَى – يَبْنِي fiilinden, zemine nispeten bir taban üzerine kurulan kubbe, kubbe-i âsumân anlamına gelir.
اَلثَّمَرَاتِ : ثَمَرَة kelimesinin çoğuludur. Meyveler, yeryüzünde yetişen her türden mahsuller demektir.
رِزْق kelimesini daha evvel görmüştük.