Bundan başka O, bütün bunların neşv ü nemasına medar olmak üzere, sizin semanızdan, evvelki semaya nispeten size daha yakın atmosferden peyderpey yağmuru indirdi de cismaniyetinizin muhtaç olduğu ayrı ayrı pek çok semereyi size bu sebeplerle lütfetti.
İnsanın cismaniyeti vitaminler, proteinler türünden pek çok esbaba muhtaç olduğu gibi, bunların sağlanması için yağmura, yağmurla beraber inen bir kısım toksinlere, şimşeklere ve yıldırımlara da ihtiyaç vardır ki, O (celle celâluhu), yağmurun inmesinden bitkilerin, meyvelerin neşv ü nema bulmasına kadar pek çok nimeti, semadan indirdiği bu rahmet damlalarıyla sizin için rızık olarak gönderdi.
Burada emir-nehiy, va’d-vaîd ve tergib-terhibe latif bir telmih de bulunmaktadır. Şöyle ki, Allah (celle celâluhu), bütün bunları her hareket ve hâdisenin nokta-i mihrakiyesi olan rızkın etrafında topladı. Buna göre yerin tefriş edilip hayata uygun hâle gelmesi, bir sürü karmakarışık ihtimal hesapları içinde beşerin yaşamasına müsait bir keyfiyet kazanması, sema ile arz arasında bir izdivacın hâsıl olup bulutların telkihi ve yağmurun yağması, bu sayede nebâtât ve semerâtın yetişmesi ve bunların besleyici şeylerle donatılması.. evet bütün bunlar hep rızık diye verilmiştir. Demek ki, gök ve yer bütün levâzımâtıyla rızık için önemli esbap sayılıyor ve her şey maddî-mânevî “rızık” diyor, hep onun etrafında dönüp duruyor. لَكُمْ sözüyle ise “Bütün bu hâdiseleri buraya kadar devam ettirmek, ille-i gâiye olan sizin içindir.” demek isteniyor. Aslında, bakıp görenler için bütün bu hâdiselerde insanın nazara verildiği görülmektedir. Nokta-i mihrakiye olarak rızık vaz’ ediliyor. Rızık insana, her şey de rızka koşuyor.