İçeriğe geç
18. Bölüm

Müfredat mânâsı (12. âyet)

أَلَۤا kelimesi, dikkati çeken, uyaran bir tembih edatıdır ki, eskiden hocalarımız bize bu edatı anlatırken şöyle mânâ verirlerdi: “Âgâh u mütenebbih olun ki!” Mütenebbih olma da uyanma, kendine gelme, etrafından haberdar olma gibi mânâlara gelmektedir. Ayrıca, أَلَۤا’da bunların yanında geçmişi hatırlama, geleceği de dikkate alma mânâları söz konusudur.

هُمْ muttasıl zamirdir ve إِنَّ ile te’kid edilmiştir.

هُمُ الْمُفْسِدُونَ : اَلْمُفْسِد kelimesi de ism-i faildir ve اَلْمُصْلِحُونَ’a karşılık fesadı çıkaranlar demektir.

* * *

Burada şu disiplinler üzerinde durmakta yarar var: Biz mü’miniz, bu itibarla da evvelen ve bizzat hüsnüzanla mükellefiz.

Sâniyen ve bi’l‑araz, gelecek zararlara karşı da uyanık olma mecburiyetindeyiz. Binaenaleyh herhangi bir kimseden açıktan açığa bizi hedef alan bir zarar görmedikten sonra onun hakkında “zararlı” hükmüne varamayız. Evet, biz ki Müslümanız, aldanırız fakat asla aldatmayız. Ancak bunun mânâsı, her zaman aldanırız demek değildir. Çünkü sahih hadiste Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bir mü’min, bir delikten iki kere ısırılmaz.”[1] buyururlar. Efendimiz bu hadislerini, daha önce esir alınan, sonra Müslümanlığı kabul eden, akabinde irtidat edip Mekke’ye giden ve burada Müslümanlar aleyhinde hicviyeler yazan, yazdıran ve nihayet ikinci kez ele geçince de “Beni bırak, eman ver, size dehalet edeceğim.” diyen Ebû İzze el-Cümahî’ye karşı söylemişlerdi.[2]

275