İçeriğe geç

Binaenaleyh; bunları öyle derince araştırmaya da lüzum yok. Onların şuurları buna taalluk etmese de, en basit şuura sahip olan insan bile yapılan şu şeylerin bozgunculuktan ibaret olduğunu hemen anlar. Onlar, döktürdükleri ve döktükleri kanların şarıl şarıl akmasına, her yerin, öldürdükleri insanların naaşlarıyla dolup taşmasına ve daha nice ürpertici şeylere sebebiyet vermelerine mukabil hâlâ yaptıkları bu ifsada ıslahat diyorlarsa bu sadece maddeye saplandıklarından akıllarının gözlerine inmiş olmasıyla yorumlanabilir. Zaten böyle olduğu için yaptıkları ifsadı ıslah zannetmiyorlar mı?

Buraya kadar olan kısımda iki veya üç âyet-i kerime çerçevesinde verilmeye çalışılan izahat içerisinde, toplum hayatı için nifakın ve onun arkasındaki inkârcı düşüncenin öteden beri insanlık için ne büyük karmaşa, kargaşa ve herc ü merce sebebiyet verdiği anlaşılacaktır. İleride tafsilen anlatıldığında onun ne öldürücü bir zehir olduğunu da görmüş olacağız. Tavzih sadedinde daha sonraki âyet-i kerimede onların da diğer insanlar gibi Allah’a inanmaları lazım geldiği/geleceği hususunda çok yönlü ihtarda bulunulmaktadır. Ne var ki onlar, kendilerini mü’minlerden üstün gördüklerinden bu ihtarı da anlayamayacaklardır. Aslında burada mukabele sanatıyla nifakın işte bu türlü bir alâmeti ortaya konmaktadır. Tabi bu alâmetlerin hepsi yan yana getirildiğinde bu farklılıkların hâsıl ettiği, renk ve desen itibarıyla karışık bir ruh hâletinin ifade edildiği görülecektir. Onların bu hâlini, مُذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذٰلِكَ لَۤا إِلٰى هٰۤؤُلَۤاءِ وَلَۤا إِلٰى هٰۤؤُلَۤاءِ “Onlar, mü’minlerle kâfirler arasında bir oraya bir buraya gelip gitmek suretiyle bocalayıp duruyorlar: Ne tam onlardan olabiliyorlar ne de bunlardan...” (Nisâ sûresi, 4/143) beyanı ne güzel ifade etmektedir..!

280