Keza burada innî delil çerçevesinde söz konusu edilecek delillerden biri de “delil-i ihtirâ”dır. İhtirâ, ibdâ ve inşâ demektir. Cenab-ı Hakk’ın her şeyi orijinal olarak yaratması demektir ki buna da yine enfüsî ve âfâkî olarak اَلَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ ifadeleri delâlet etmektedir. اَلَّذِي خَلَقَكُمْ “O Allah ki sizi yarattı.” sözü enfüsî delile bakmaktadır. Yani “Allah sizi ihtirâ etti, ibdâ etti, inşa etti.” denmekte, yani zerreler âleminden unsurlar âlemine, ondan küçük canlılar âlemine, ondan “ilmü’l-ecinne”nin yani embriyolojinin anlattığı şekilde ceninin gelişme safhalarına ve ondan da çocukluğa, delikanlılığa, olgunluğa kadar bütün etvâr-ı hayatınızı yaratan, kayyûmiyetiyle ayakta tutan Allah, nefsinizde size ihtirâ delilini göstermektedir.
وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ “Sizden öncekileri de (yarattı).” beyanı da ihtirâ delilinin âfâkî olanını nazarlara sunuyor. Bu ise “Babalarınızı, dedelerinizi, annelerinizi, nenelerinizi O yarattı.” anlamının yanında, “Cüz-i fert ve zerrelerinizi, esir ve ondan sonraki bütün mahiyetinizi O yarattı.” anlamına da gelir. Bir tek âyet içinde innî delille hem inayet hem de ihtirâ delillerini izhar edip bunların hem âfâkî hem de enfüsî kısmını göstermek suretiyle daire-i ulûhiyet hakkında kuvvetli bir tahşidat yapılması, ancak belâgat-ı Kur’âniye’den beklenebilecek bir hususiyettir.
* * *
Bu âyetlerle sair âyetlerin münasebetlerine icmalen göz atmak yararlı olacaktır.
Evvela, bu âyetlerin sibakıyla sıkı bir münasebeti olduğu daha önce hatırlatılmıştı. İster müttakiler, ister kâfirler, isterse münafıklar, insanlardan bir kesim olmaları itibarıyla, Cenab-ı Hak bu âyetle umumunu kulluğa davet etmektedir. Bu şekilde kulluğa davette umumi hitap itibarıyla herkesin kendisine göre bir hissesi bahis mevzuudur.