Bütün bu fıkralarda âfâkî, enfüsî, innî ve limmî deliller anlatıldıktan ve siz bunları görüp bildikten, anlayıp duyduktan sonra Rabbiniz olan Allah’a gayrı nasıl eş ve ortak koşarsınız? Birkaç eş ortak şöyle dursun Allah’ın bir tane bile eşi ve ortağı yoktur. “Burhan-ı temânü”e binaen eğer iki tane veya daha fazla ilâh olsaydı yer ve gök fesada giderdi. Binaenaleyh, böyle düşünmekle nasıl bir tehekküm ve istihzaya maruz kalındığını görünüz de Allah’ın eş ve ortakları vardır demeye kalkmayınız. Allah’ın eş ve ortağının olması şöyle dursun, O (celle celâluhu), büyük küçük hiçbir icraatında da yardımcıya muhtaç değildir. Kalb ve kafanızı kullansanız siz de bunu anlayacaksınız. Öyle ise sakın sakın فَلَا تَجْعَلُوا لِلهِ أَنْدَادًا Yani Allah’a eş-ortak tutmayınız, böyle bir ca’lîliğe, böyle bir suniliğe girmeyiniz. Fıtrat bütün kitabetiyle, tabiat kendisine has bütün hitabetiyle hariçte Allah’ın eşi ve ortağının olmadığını ilan etmektedir. Öyle ise siz kendi zihniniz ve hayalinizde Allah’a eş, ortak ve menend ittihaz edip O’na (celle celâluhu) ortaklar koşmakla fıtrat ve tabiatı terk edip ca’lîliğe sapmış oluyorsunuz. İmdi gelin, bu anormal hâlden sıyrılıp fıtrî ve tabiî olmaya bakın. Tabiata ve tekvinî emirlere kulak verin. Fıtratın tertemiz, nezih simasını okumaya çalışın. Âyât-ı ilâhiyeyi sık sık mütalâa edin ve fıtratın sesine kulak verin; göreceksiniz ki netice itibarıyla hepsinin gür sesinin, يَۤا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ “Ey insanlar! Sizi ve sizden evvelkileri yaratan Rabbinize kullukta bulunun ki takva dairesine, ilâhî himayeye giresiniz.” dediğini göreceksiniz.