إِنَّمَا kelimesi hakikaten veyahut iddia olarak maluma dâhil olur. Bu da onların, muhataplarıyla istihza ettiklerini gösterir. Yani “Siz bize fesat çıkarmayın.” diyorsunuz; oysaki siz de biliyorsunuz ki asıl ıslahçı bizleriz.
إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ Bir isim cümlesidir ki, te’kidle beraber devam ve sebata delâlet etmektedir. Böyle bir diyalektikle onlar, “Biz şimdiye kadar hep ıslahçı olduk ve ıslahçılarız.” diyorlar.
Aslında daha önce arz ettiğim gibi onlar, hiç kimsenin kendi namına kötülüğü, fesadı kabul etmeme hâlet-i ruhiye ve psikolojisiyle bunu söylemiş olabilecekleri gibi cibilliyetlerinin, fıtratlarının bozulmuş olması itibarıyla, yaptıkları fesatları, salâh saymaları şeklinde de anlaşılabilir. وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ne var ki onlar, bu hususun farkında değiller.
Evet, أَلَۤا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ “Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridirler ama şuurları yok, farkında değiller.”
[1] et-Taberî, Câmiu’l-beyân 1/126; İbn Ebî Hâtim, et-Tefsîr 1/45.[2] Bkz.: Bediüzzaman, Mesnevi-i Nuriye s.114 (Habbe).