İçeriğe geç

وَإِذَا قِيلَ cümlesi onlara böyle bir ikazın yapılması gerektiğini ifade etmektedir. Böyle bir ifadeden biz irşad etme ve emr-i bi’l-ma’ruf yapmanın fıtrî, beşerî ve insanlık için lüzumlu bir mesele olduğunu anlarız. قِيلَ kelimesi meçhul fiildir ki, bu da herhangi bir insan bu işi yaparsa yeterli olur demektir. O kadar ki, nasihat yapma, hayırhâhlıkta bulunma mevzuunda bir kişinin yapması, o hizmetin diğerlerinden düşeceğini gösterir ki bu da cihadın farz-ı kifâye olduğuna delâlet eder.

“Fesat çıkarmayın.” mânâsını ifade eden لَا تُفْسِدُوا kelimesi fiil-i muzâridir, teceddüde delâlet eder. Demek ki onlar fesadı peyderpey ve zincirleme çıkarıyorlardı. İfade, “İşte bu muzaaf cinayeti yapmayın.” demektedir.

Demek ki onlar, hep fesat düşünüyor ve bir fesat çıkardıktan sonra hemen ikincisine koşuyorlardı. Zaten her devrin münafığı kendi devrine fesat çıkarır. Fiildeki teceddüt bunu da hatırlatır. Ayrıca; “Fesat çıkarmayın, sonra bu fesat teceddüt eder durur.” mânâsı da söz konusu olabilir ki, bu da ilk fesat tohumunu attıktan sonra siz kenara çekilseniz dahi o zincirleme devam eder gider de vebali hep size râci olur. Yani fesada sebebiyet vermeniz cihetiyle siz mesul olursunuz. Evet, hem sizin yanlış bir iş yapmanız hem de başkalarına kötü örnek olmanız açısından vebaliniz katlanır durur.

272