Aynı zamanda Kur’ân, onların tarzınca şiir türü şeyler söylememiştir. Evet o, çok değişik ve bâkir bir terminolojiyle gelmişti ki mevzu ve muhtevasıyla da dikkatleri çekiyordu. Ele aldığı mevzuların şebâbeti, tarâveti, gençliği ve orijinalliğinin yanında o, farklı bir buud ve derinliğin sesi-soluğu olarak duyuluyor ve hissediliyordu. Konuları tamamen bâkirdi yani o güne kadar üzerinde durulmamış, işlenmemiş, öteler soluklu, kalb ve ruh edalı mevzuları ele alıyordu. Ne ki bunlarda da öyle bir tarâvet, bir halâvet, bir neşât, bir şetâret vardı ki duyanları büyülüyordu.
469