İçeriğe geç

Evet o zat, kusursuz Arapça konuşmasını bile bilmiyordu. Hâlbuki belâgat-ı Kur’âniye, cahiliye devrinin şairlerini, edip ve belâgat üstatlarını dize getirmişti. Kur’ân-ı Kerim bu hususu pek çok âyetiyle vurgular. Binaenaleyh O (sallallâhu aleyhi ve sellem), kırk yaşına kadar din ve diyanet adına ne bir müktesebat sahibi olmuş ne de bu mevzuda bir iddiada bulunmuştu. Bulunmuş olsaydı daha sonraki dönemlerde bu iddiayı geliştirmiş ve sistemleştirmiş olduğu düşünülebilirdi. Fakat o güne kadar din-diyanet adına hiçbir şey konuşmamış olan Efendimiz birdenbire kırk yaşının başlarında en mütebahhir insanların dahi bilemeyeceği pek çok malumatla ortaya çıkıyordu. O güne kadar bir tek kelimesini söylemediği şeyleri insanlara anlatıyordu. Açık bir farklılıkla beşerî iffeti, nezaheti, emniyeti ve fetaneti müsellem bir zatın böyle sürpriz şekilde birdenbire mühim bir dava ile ortaya çıkması, bunu yaparken de hilâf-ı hâl beyanda bulunmaması ve söylediği şeylerin de vâkıa mutabık ve herkesin teslim edeceği şeyler olması.. dahası kütüb-ü sâlifeden dosdoğru haberler vermesi gayet bedihî olarak gösterir ki, O Zât (sallallâhu aleyhi ve sellem) söylediği şeyleri kendinden söylemiyor…

464