İçeriğe geç

فَإِنْ لَمْ تَفْعَلُو : لَمْ تَفْعَلُو “cahd-i mutlak”tır. Esasen إِنْ de, لَمْ de birer âmildirler ve iki tane âmilin içtimaı dil zevki açısından hoş görülmemiştir ama burada إِنْ amel etmemektedir, yani fiilen âmil değildir; amel eden لَمْ’dir. إِنْ amel etmediği takdirde başka bir âmil ile cem olabilir.

وَلَنْ تَفْعَلُو : Yukarıdaki “cahd-ı mutlak”a mukabil “cahd-ı müstağrak” diye ifade edilen bu kip, –Kelâm’da da bir mevzuda üzerinde durulduğu üzere– nefy-i müekked içindir; nefy-i müebbed için değildir.

فَاتَّقُو kelimesinin ifade ettiği takvayı da daha evvel hecelemeye çalışmıştık.

نَار : النَّار ve نُور kelimelerinin ikisi de aynı kökten gelmektedir ve ateşin iki hüviyetini anlatmaktadırlar. نُور onun aydınlatıcı hüviyetini, نَار ise yakıcı keyfiyetini ifade eder

الَّتِي kelimesi de tıpkı اَلَّذِي gibi ism-i mevsûldür. Fakat bu müennestir ve الَّذِي’den farklı olarak çeşitli şekillerde (اللَّاتِي – اللَّوَاتِي – اللَّائِي - اللَّوَائِي ) çoğul yapılır.

وَقُود kelimesi ise yakıt, çıra, yanıcı madde gibi anlamlara gelir. Araplar ateş yakmak için malzeme olarak kullandıkları şeye وَقُود derler. وَضُوءٌ veznindedir. Abdest almak için kullanılan suya وَضُوء denildiği gibi ateşi tutuşturmak için kullanılan nesneye de وَقُود denir.

النَّاسُ kelimesinin, me’haz-ı iştikakı ile beraber belâgat nüktelerini daha önce görmüştük.

اَلْحِجَارَةُ kelimesi “taş” mânâsına gelen حَجَر kelimesinin çoğuludur, “taşlar” demektir. İlerde kükürt, kömür gibi taş cinsinden yakıtların da zuhur edeceğine işaret etmesi açısından buna Kur’ân’ın bir mucizesi olarak bakılabilir.

456