İçeriğe geç

İşte Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kulluğu içinde nübüvvete ait o muallâ mevkide durup Cenab-ı Hakk’ın kendisini serfirâz kıldığı o yüksek şâhikadan bütün insanlara: يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمْ “Ey insanlar, Rabbinize kulluk edin!” diye seslenerek onları Hakk’a ubûdiyete davet ediyor ve kulak verip dikkat kesilen muhataplara nübüvvetini, Kur’ân-ı Kerim’in kelâm-ı ilâhî olduğunu ve hakkaniyetini anlatıyor. Bunları anlatırken de bütün gücüyle onların dikkatlerini Kur’ân-ı Kerim’e çekiyor. “Dikkat edin!” diyor, “Eğer varlığı ve meydana gelişini.. eğer psikoloji ve sosyolojinin prensiplerini.. ve eğer abd–Mâbud ilişkisini, halk-Hâlık-mahlûk münasebetini biliyorsanız Kur’ân-ı Kerim’e dikkat ediniz. Bunu yapabildiğiniz takdirde kat’iyen anlayacaksınız ki bu Kur’ân kat’iyen bir beşerin eseri olamaz. Zira o, konu edindiği her şeyi fevkalâde bir sebep-müsebbep insicamı ve uyumu içinde anlatıyor. Evet o, varlığın meydana gelmesini, illet-malûl münasebeti içinde ifade ediyor. Vücud-u eşyanın verâsındaki hikmet ve hakiki illeti gösteriyor ve her hâdisenin arkasındaki sebepleri yaratan Müsebbibü’l-esbab’a nazarları çeviriyor.

O, kendi üslubuyla derinlemesine ilm-i nefsi ele alıyor –Frenkçe adıyla psikoloji– kâinatla münasebetinde insanın duyduğu ve düşündüğü şeyleri şerh ediyor ki, insanlık onca çabasına rağmen onun işaretlediği ufka ulaşamamıştır. Yaratıldığı günden bugüne gelişen insan düşüncesinin, psikolojiye dair ortaya koyduğu ürünleri ve bu mevzudaki Kur’ânî disiplinleri ele alınız, inceleyiniz, siz de o yüksek farkı göreceksiniz. Vâkıa, bu mevzuda şunu da hemen ifade etmekte yarar var: Kur’ân’ın ilm-i nefsle alâkalı tespitlerini ele alan doyurucu bir eserin mevcudiyetinden bahsetmek henüz mümkün değil, o hususta müstakillen yazılmış bir tefsir bilmiyorum. Ancak bu mevzuun da ariz ve amik ele alınması lazımdır. Dilerim bir gün bunu yapacaklar da çıkar!

475