Evet, kâinatta geçerli olan kanunlar, hep bir yardımlaşma örneğidir. Cansız unsurlar (elementler) bitkilerin, bitkiler hayvanların ve hayvanlar da insanların imdadına koşuyor. Aynı zamanda bu, onlar için kemale tırmanma mânâsına geliyor. Toprak, şefkatli bir ana gibi sinesinde bitki yetiştiriyorsa, buna nasıl kavga ve cidal denebilir? Felsefe, meseleye ters yönden baktığı için, bu yardımlaşma ve imdada koşmayı, karşı taraftan gerçekleştirilmiş bir gasp şeklinde görmektedir. Bu kabul edilemez ve hatalı bir yaklaşımdır.
Cenâb-ı Hak, nizam ve intizam içinde, hâdise ve kanunlar eliyle bütün kâinatı çalkalamakta ve her şeyi kemale sevk etmektedir. Bunlardan hâsıl olan yegâne hikmet ise, iyiyi kötüden, hayrı şerden, aydınlığı karanlıktan ve elması kömürden ayırmaktır. Bu kanun ve çalkalama iledir ki, mü’min Cennet’e, kâfir ve günahkâr da Cehennem’e ehil hâle gelir. Cenâb-ı Hak, burada ayırdığı gibi ahiret yurdunda da bu iki sınıfı birbirinden ayıracak ve وَامْتَازُوا الْيَوْمَ أَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ“Ayrılın bugün ey mücrimler!” diyecektir.12
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, kâinatta geçerli tek şey, Cenâb-ı Hakk’ın terbiyesidir. Ve Allah hâdiseleri “Rab” ismiyle terbiye etmektedir. Sadece, insandaki kemale sevk edilişi müşâhede edebilen bir insan, bu hakikati kabul edecek ve başka bir delile de ihtiyaç duymayacaktır.
Dipnotlar
- 12 Yâsîn sûresi, 36/59.