İçeriğe geç

O’nun adı Ahmed’dir. Çünkü ilk defa kâinat Ahmed’le başlamıştır. Kâinatın başında Ahmed, sonunda ise Muhammed vardır. Allah’ın Elif’inin ilk sembolleştiği yer, Hz. Ahmed’in adının başıdır. Ve Muhammed adı, kâinat şiirine bir kâfiye olarak gelmiştir. Orada Ahmed, burada Muhammed’dir. Ve böylece insanlık manzumesi sona ermiştir.

Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatta kulluk yaptıkça Cenâb-ı Hak tarafından övülmüş, övüldükçe de mütemadiyen kulluk yapmış, hamîdiyet ve mahmudiyeti bir araya getirmiş ve Allah O’nu medih, O da Allah’a hamd etmiştir. Zira Makam-ı Mahmud’u hak ve elde eden bir insan, öyle bir lütfa mazhardır ki, o âna kadar Allah’a ettiği bütün şükürlerden başka, bu makama mazhar olmanın da şükrünü bir miktar daha artırdı mı, onun da şükrünü eda etmelidir. Onun içindir ki Cenâb-ı Hak: لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ“Eğer şükrederseniz nimetimi artırırım.”5 yani Makam-ı Mahmud’u genişletirim buyurmaktadır. Ve biz de Makam-ı Mahmud’a yönelik dualarımızda ezan okunduğu zaman ellerimizi açar: وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ“O’nu, vaadettiğin Makam-ı Mahmud’a, övdüğün insanların makamına ulaştır; makamını genişlettikçe genişlettir.”6 deriz.

Çünkü Makam-ı Mahmud’un sahibinin elinde Livâü’l-Hamd vardır. Beşer, kâinata Ahmed’le girmiş, nurunu Muhammed’le bulmuştur ve gerçek emniyet ve azaptan korunmayı da Livâü’l-Hamd’in altında elde edecektir ve bu sayede, وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ7 diyerek Cennet’e girecektir.

87