F. Kur’ân’ın İhtiva Ettiği Mânâlar İtibarıyla Tarifi
a. Kur’ân Kâinat Kitabının Tefsiridir
Kur’ân, şu kâinat kitabının bir tercümesidir. Evet, kâinat bir kitaptır. Satırlarıyla, sayfalarıyla muntazam olarak dizilen bu kitabın bir okuyucusu, bir inceleyeni olmalıdır. İşte o, insandır ve bu kitabın, yani kâinat kitabının tefsiri de Kur’ân’dır. Kâinatın büyük ve derin mânâsını onun geniş simasından kavrayamayan insana, Allah (celle celâluhu), bu kitabın tercümesi olan Kur’ân’ı ihsan etmiştir. Biz kâinatın geniş sayfasında ve safhalarında birdenbire göremediğimiz bu büyük mânâları fihrist hâlinde Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’da görebiliriz. Bu, insana aynı zamanda ayrı bir rahmettir. Zira kâinatı yaratan Allah’tır (celle celâluhu). Kâinat kitabını konuşturan da Allah’tır. Allah’tan başkalarının kâinat hakkındaki hükümleri yanlış olduğu gibi, insan hakkındaki hükümleri de yanlıştır. Kâinat, Allah’ın kâinatı; Kur’ân Allah’ın kelâmı; insan da Allah’ın kuludur. Bu üçünün birbiriyle münasebetini tesis eden de Allah’tır.
Bu hususla ilgili Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
“Biz onlara, ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki, o Kur’ân’ın gerçek olduğu kendilerine iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?”1
Dipnotlar
- 1 Fussilet sûresi, 41/53.