İçeriğe geç

Bugünün dilinde olduğu gibi, dünün dilinde de “zerre” atom demektir. Fakat atomun ne demek olduğunu bilmeyen Arap, zerre dendiği zaman, güneş pencereden içeriye vurduğunda, güneşin ışığı altında görülen tozu-toprağı anlıyordu. Çünkü onun nazarında maddenin en küçük parçası oydu. Burada dikkati çeken husus, bu ismin, maddenin en küçük parçasına verilmesiydi.

Ama bugün Arap dilinde zerre, atomun tam karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir.

Burada dört tabir dikkati çekmektedir:

Birincisi; zerre, yani atom.

İkincisi; zerrenin küçüğü yani elektron.

Üçüncüsü; zerrenin büyüğü olan molekül.

Dördüncüsü; miskal-i zerre, yani atom ağırlığı.

İster zerre, ister zerrenin küçüğü elektron, isterse zerrenin büyüğü molekül olsun, hiçbirisi Allah’ın ilminin kuşatıcılığı dışında kalamaz.

Bir de, zerrenin ağırlığından bahsediliyor. Malumdur ki atom fiziğinde “Atom Ağırlığı” meselesi çok mühimdir. Eskiler, hidrojene 1 numarasını, uranyuma da 228 numarasını koymuşlardı. Hidrojenin atom ağırlığı en hafif, uranyumun ise en ağırdır.

Görüldüğü gibi, bugünkü modern ilim dahi Kur’ân’ın asırlar önce işaret etmiş olduğu atom ağırlığı meselesini disipline ederek, bütün elementlerin belli sayıdaki atom ağırlıklarını ortaya koymuştur.

Zâriyat sûresinin ilk üç âyetinde de bu meseleye ışık tutar bir mahiyet görüyoruz: وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا“Tozutup duran, dönüp duran, daireler çizen şeylere kasem olsun.”8

Lorenz’in kurduğu elektron teorisi, atomun küçük yörüngesi, atomun hacmi denilen pek ufak bir sahayı işgal etmiştir ve âdeta minyatür bir güneş manzumesidir.

Atomların en hafifi olan hidrojen atomunun çapı, bir milimetrenin milyonda onu kadardır. Merkezinde pozitif elektrik yüklü bir çekirdek ve etrafında negatif elektrik yüklü elektronlar vardır. Bunlar, savrulan bir toz bulutu gibi çekirdeğin etrafını kaplamış olarak dururlar.

36