İçeriğe geç

İşte bu akla hayale gelmedik tasarrufatı, Kur’ân-ı Kerim bize Şuunat-ı Zâtiye-i İlâhiye olarak anlatır. Kur’ân anlatmasaydı, biz bunu bilemezdik.

e. Kur’ân, Ahiret Âlemlerinin Mukaddes Haritasıdır

Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, ahiretin haritasını insanların nazarına arz etmekte de eşşiz, nadide bir kitaptır. Ahiret safhaları sahifeler hâlinde insanların nazarına o kadar yerinde, o kadar çekici ve öyle rikkat verici arz edilir ki, bunların hepsini burada sıralamaya imkân yoktur.

Başlara çarpacak o büyük belâ gelip çattığı ânı anlatan el-Hâkka sûresi, اَلْحَۤاقَّةُ۝مَا الْحَۤاقَّةُ diyerek kıyamet mûsıkîsiyle kulakları çınlatarak başlar, insanı elinden tutar ve kıyametin kopacağı âna götürür. Sonra dağları hallaç pamuğu gibi attırır ve insanı da âdeta onlara baktırır. Sonra insanı haşreder, mizan ve teraziyi koyar, iyilikleri ve kötülükleri tartar, sonra da kimin iyilikleri üstün gelirse, onun Cennet gibi bir hayata mazhar edileceğini müjde eder ve kimin de günahları ağır basarsa onun da Cehennem’e atılacağını ifade eder. Bunu insanın gözü önünde öyle tablolaştırır ki, daha bunun üstünde tablo olamaz: يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ“O gün, (Allah’a) arz olunursunuz. Sizden hiçbir sır (Allah’a) gizli kalmaz.”20 dediği zaman, insanın, başkalarından gizlemeye çalıştığı her şeyi onun nazarına arz eder ve yaptıkları karşısında onu mahcup ve utanacak bir hâle getirir. Bu, aynı zamanda, insanın böyle bir hâle düşmemesi için tedarikli olmasını temine sevk demektir.

47