D. “elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn” Âyeti
Fatiha, “hamd” kelimesiyle başlar. “Hamd”in, kelime olarak şükür ve medih mânâlarına geldiği de olur. Ancak arada birçok farklar vardır. Onun içindir ki Fatiha sûresi اَلشُّكْرُ لِلّٰهِ، اَلْمَدْحُ لِلّٰهِ ile değil de اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ ile başlıyor.
a. Hamd, Şükür ve Medih Kelimelerinin Karşılaştırılması
Hamd: Hamd edilecek Zât’ın hür irade ve tercihiyle verdiği nimetlerine mukabelede bulunma ve O’na teşekkür etmenin yanı sıra o, hamdedilmeye lâyık ve bütün iyiliklerin kaynağı olması sebebiyle de O’na karşı arz-ı şükür etme mânâsını ihtiva eder. “Hamd”de O’nun sahip olduğu ihsan ve nimetlerin bize ulaşıp ulaşmaması önemli değildir. Önemli olan, o Zât’ın böyle bir hamde lâyık olmasıdır. Dolayısıyla bizim Cenâb-ı Hakk’ın büyüklük ve lütuflarına karşı şükür ve medih hissimizi arz etmemiz bir hamddir.
Şükür: Kendisine teşekkür edeceğimiz zât tarafından, bize ihsan edilen nimetlere mukabil yapılan bir teşekkürdür. Bu teşekkür nimete karşı olur. Bu da ya lisan, ya davranış, ya da kalble yapılır. Görülüyor ki, teşekkür umumîdir. Hem dille, hem kalble, hem de hareketlerle yapılabilir. Onun içindir ki namaz, Allah’a karşı bir teşekkürdür. “eş-Şükrü lillah” demek, Allah’a karşı bir teşekkürdür. Ve kalbin Allah’ın nimetleri karşısında eziklik hissetmesi veyahut o nimetlerden dolayı Mevlâ’nın kendisine merhamet ettiğini düşünüp vecd ve istiğrak içinde bulunması, Allah’ın nimetlerine mukabil bir teşekkürdür.