Tevhid akidesini اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ kudsî cümlesinde bulduğumuz gibi, meleklere imanı da aynı cümle içinde bulmaktayız. Zira bu cümlede, en ulvî şekilde Allah’a hamd etmek mânâsı vardır. Hâlbuki zaaf ve isyanlarıyla insan, çok kere, esas ulviyetine lâyık şekilde hamdetmekten uzaktır. Demek ki, isyan ve unutma kendilerine arız olmayan ve daima Allah’a kulluk yapıp O’nu yâd eden kullar olmalıdır. Evet, Allah’ın böyle mükerrem kulları vardır ve dinde onlara “melek” denir.
Hz. İbrahim Hakkı:
ifadesiyle bize bu hakikati anlatmaktadır.
Ayrıca, bu kudsî cümle içinde, yapılacak kulluk ve ibadette, meleklere benzemeye teşvik vardır. İsyansız ve nisyansız kulluk yapmak isteyenler meleklere benzemelidir. Bir fark var ki, insan, meleklere benzer kulluğu sayesinde meleklerden üstün hâle gelir. Zira ondaki zaaflar kemale ermesi için bir vesile olur. Hâlbuki meleklerin makamı sabittir. Diğer taraftan, insan halife olarak yaratılmıştır. Melekler mutlak bir itaat içinde, fıtratlarına yüklenen vazifeyi yapmaktadırlar. O melekler ki, Rabbileri onları şöyle anlatmaktadır:
“Onlar Allah’a, Allah’ın emrettiği şeylere asla ve kat’a başkaldırmazlar ve harfiyen Allah’ın emirlerine itaat ederler.”26
İnsan da en az onlar kadar yaratılış gayesine uygun hareket etmelidir ki, hilafet gibi bir pâye ile şereflendirilmenin şükrü eda edilmiş olsun. Aynı zamanda bu kudsî cümlede, Allah’a karşı ibadetlerini takdim eden diğer varlıklara –sadece bu yönleriyle– benzemeye de teşvik yapılmıştır. O varlıklar ki, Rabbilerine karşı: قَالَتَا أَتَيْنَا طَۤائِعِينَ“Biz itaat ederek geldik.” demişlerdi.27
3. “Elhamdülillâh” ve Kitaplara, Peygamberlere İman
Dipnotlar
- 26 Tahrîm sûresi, 66/6.
- 27 Fussilet sûresi, 41/11.