İbn Mâce’nin İbn Ömer’den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de Allah Resûlü şöyle buyurdular: Allah’ın kullarından bir kul: يَا رَبِّ! لَكَ الْحَمْدُ كَمَا يَنْبَغِي لِجَلَالِ وَجْهِكَ وَلِعَظِيمِ سُلْطَانِكَ ‘Allahım, Celâl-i Vechinle, azim sultanlığınla Sana hamd olsun.’ dediği zaman melekler ne yazacaklarını bilemediler, Allah’ın huzuruna çıktılar ve: ‘Allahım, kulun bir şey söyledi, fakat biz bu sözlere mukabil ne yazacağımızı bilemedik.’ dediler. Cenâb-ı Hak, onların ne dediğini iyi biliyordu fakat: ‘Kulum ne dedi?’ diye sordu. Melekler: يَا رَبِّ! لَكَ الْحَمْدُ كَمَا يَنْبَغِي لِجَلَالِ وَجْهِكَ وَعَظِيمِ سُلْطَانِكَ dedi, dediler. Bunun üzerine ‘Siz, kulum ne dediyse onu yazın, o söz Bana öyle ulaşsın. Ve Ben, onun mükâfatını esas mahiyetine göre vereceğim.’ buyurdu.”10
Başka bir hadislerinde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ تَمْلَأُ الْمِيزَانَ“Hamd, mizanı dolduracak tek şeydir.”11 buyurmaktadır. Terazinin diğer kefesinde ne bulunursa bulunsun, Allah’a karşı saygı dolu bir kalb ile “Minnet ve şükran Sana” diyerek hamdetme, fiilen O’nun huzuruna gelme ve lisanı o istikamette çalıştırma ve bütün bunlara ek olarak kalbi Allah’ın huzurunda durmanın heyecanıyla dalgalandırma, mizanı doldurmaya yetecektir ki, Allah Resûlü böyle buyurmuştur.
e. “Rab” Kelimesi
رَب kelimesi, ism-i fâil mânâsında bir mastardır ki, terbiye eden demektir. Ancak اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ مُرَبِّي الْعَالَمِينَ“Hamd, âlemlerin terbiyecisi Allah içindir.” demeyip de, رَبِّ الْعَالَمِينَ denmesinde bir hikmet ve bir nükte vardır.
Şöyle ki, sanki Rab, terbiyecinin (mürebbi) ta kendisidir. Çünkü kâinatın geniş safha ve sahifelerinde terbiye ettiği binlerce hâdise için lâzım gelen ne kadar şey varsa hepsini Allah yapmaktadır.
Dipnotlar
- 10 İbn Mâce, edeb 55; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 12/343.
- 11 Müslim, tahâret 1; Tirmizî, daavât 85; Nesâî, zekât 1.