İçeriğe geç

Hamd, kâinatın başlangıç ve ruhudur. O, Cenâb-ı Hakk’ın nazarlarının odaklaştığı merkez olan Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) etrafında nuranî bir haliçe hâlinde, O’nu örmekte ve hep O’nu ifade etmektedir. Bizler de Cenâb-ı Hak’tan Livâü’l-Hamd’in altında toplanmayı niyaz ediyoruz ki, bu hakikate işaretle Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Ümmetim hammâddır.”8 buyurmaktadır. Hammâd, durmadan Allah’a hamd eden demektir. Ve biz de devamlı, hem işin başında hem de nihayetinde hamd etmekteyiz.

d. Mizanı Doldurmaya Yetecek Kelime: Hamd

İbn Ebî Hâtim’in rivayet ettiği İbn Abbas hadisinde Hz. Ömer (radıyallâhu anh) Hz. Ali’ye sorar: “Günde beş vakit namazdan sonra ‘Sübhanallah, Elhamdülillâh, Allahuekber ve Lâilâhe illallah’ diyoruz. ‘Sübhanallah, Lâilâhe illallah ve Allahuekber’i anlıyoruz, ama ‘Elhamdülillâh’ ne demektir?” Cevap verir: كَلِمَةٌ رَضِيَ اللّٰهُ لِنَفْسِهِ“Öyle bir kelimedir ki, o kelimenin Rabbi o kelimeden razı olmuştur, o kelime Allah’ın hoşnut olduğu bir kelimedir.”9 Bu cevap ince ve önemli bir sırrı ifade etmektedir.

88