Yanlış müdahale ve bilmeyerek karışmalar da insanı yozlaştırır. Âlemin terbiyecisi Allah’tır. Çünkü bu âlemi bir bütün hâlinde O yaratmıştır. Bir şairin yirmi beyitten ibaret bir şiir yazdığını düşünelim. Sonra bu şiirin muhtevasını incelemeden ve bu şiiri okumadan içine başka iki beyit ilâve edelim, sonra da bunu şiirden anlamayan avamdan bir insana götürelim. Ondan, bu iki beytin diğerlerine uymadığını anlatan sözler işiteceğimizden şüpheniz olmasın. Zira diğerleriyle bu iki beyit arasında bir uyumsuzluk olacağı muhakkaktır. Aynen onun gibi, kâinat bir şiir gibidir ve her beyitin diğerleriyle bir münasebeti vardır. İnsan da bu kâinat beyitleri arasında bir beyit hâlinde tanzim edilmiştir ve kâinat denen bütünden bir parçadır. Kâinatı onsuz ve onu da kâinatsız düşünemeyiz. Öyleyse insana bütün kâinatın terbiyesi içinde bir yer vermek lâzımdır. Diğer bir tabirle insan, kâinatta cereyan eden kanunlara uygunluk içinde terbiye edilmelidir. Hâlbuki beşer daha tam mânâsıyla tabiatı ve kâinatı bilemiyor. Ruh, akıl ve his âlemleriyle olan münasebetine akıl erdiremiyor; vicdan denen ve tek başına Vâcibü’l-Vücud’a delâlet eden o ince sır kaynağını kavrayamıyor. Dolayısıyla onun kendi hakkında vereceği isabetsiz hüküm de varlık hakkında verdiği hükümden farksız ve belki de daha isabetsiz olacaktır.