İçeriğe geç

Şu kadar var ki, bu kudsî kelimeyi sadece dilimizle söylemekle bu mazhariyete eremez ve varmamız gereken ufka varamayız. Zaten bu kelime gönülde iz’an, benlikte kabullenme şeklinde kendini gösterir ve insan hissiyatında hâkimiyetini kurarsa ona ‘iman’ denir. Yoksa üşüyen bir insanın “Ateş, ateş!” demekle ısınamayacağı ve zehir içen bir insanın “Zehirlenmeyeceğim, zehirlenmeyeceğim!” demek suretiyle zehirin tesirinden kurtulamayacağı gibi, söylenen sözler de çok defa kendini iman ve iz’an hâlinde gösteremez. İnsan en az zehirin öldürücü, ateşin yakıcı olduğuna inandığı kadar لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ derken ibadete lâyık yegâne Zât’ın yalnız ve yalnız Allah olduğuna inanmalıdır ki buna “iman” densin.

Evet, insan sadece O’nu görmeli, O’nu bilmeli ve O’nu tanımalıdır. Ve yine kulluğu da sadece O’na takdim etmelidir. İşte o zaman dilindeki لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ gönlündekiyle birleşir ve hakkıyla mü’min olur. Bu şekilde olmayan iman, iman değildir. Hayır hayır.. ateşin yakıcılığına ve zehrin öldürücü olduğuna inanıldığı kadar Allah’a inanılmıyorsa, bu iman olmaz, buna iman denemez.

96