İçeriğe geç

Kâinatta kemale doğru bu umumî koşuş içinde Rabbü’l-âlemîn unvanıyla Allah (celle celâluhu), insanların da iradeleriyle bu koşuya katılmalarını istiyor. Bütün âlem bir kemale doğru koşup giderken insan yerinde mi sayacak? Bütün âlem meyve verirken o böyle meyvesiz ve bodur mu kalacak? Ağaç meyve veriyor. Eğer insan mârifet meyvesini veremez, kalbine O’nu yerleştiremez, dünya ve içindekileri O’nun nâmına terk edemezse; meyve vermemiş ve yozlaşmış demektir. Hâlbuki insan, Allah’ın bütün isimlerini câmî bir aynadır. Allah’ın her ismi bir hat, bir çizgi ve bir nokta hâlinde onun mahiyetine dercedilmiştir. Sonra Allah insandan kendi iradesiyle koyduğu kerem, ihsan, akıl ve fikir gibi cevherleri yine insanın kendi iradesiyle izhar etmesini talep ediyor. Yani o, iradesini kerim, muhsin, akıllı ve mütefekkir olma yolunda kullanacak ve Cenâb-ı Hakk’ın yerleştirdiği bütün madenleri doğru ve istikamet içinde ateşlemeye bakacaktır. İnsanın mânevî mahiyetinde öyle madde ve madenler vardır ki, bunlar ilâhî fitillerle ateşlenirse, elmas, gümüş, altın ve pırlanta hâlinde ortaya çıkacak; fakat beşerî ölçülerle ateşlendiği zaman ise elmas, kömür hâline gelecektir.

İnsan-ı Kâmil Ufku ve Terbiye

123