Vitrin hırsızları, merd-i kıptinin şecaat arz ederken sirkatini söylediği gibi, şecaat arz ettiklerinde vitrin hırsızlıklarını anlatacaklar. O milletlerin, o devletlerin radyolarında, televizyonlarında, âsi, şakî ve anarşistler, teröristler halka kurtuluş ordusu şeklinde takdim edilip gösterilecektir. Onların radyo ve televizyonları âsiyi, şakîyi alkışlayacak ve dünya düşünürleri, dünya terbiyecileri ve terbiye müesseseleri de buna ‘aydınlık’ diyecek. Verilen terbiye, eseriyle ölçülür. Ve işte sokaklar ve işte bugünkülerin verdiği terbiye..! Eski vahşiler şimdi birkaç dakika içinde yapılan cinayeti bütün hayatları boyunca yapamıyorlardı. En vahşi insan beş on adamı ancak öldürebiliyordu. Fakat bugün tanklarla, tayyarelerle ve kimyevî silahlarla binlerce insan birden katlediliyor. Ve işin en acı tarafı da bütün insanlık tamamen yıkımdan ibaret olan bu manzarayı hissiz ve sessiz seyrediyor. Merhum dertli şair Âkif’in dediği gibi:
Topyekün beşer bu korkunç yıkılışı hissizlik ve sessizlik içinde seyrediyor. İşlenilen cinayetlerin küçük bir kısmı dahi başka şekilde meydana gelseydi, feryatlar basılacak, gazetelere yazılacak, radyo ve televizyonlar ile ilân edilecektir. Esasen yeri dağ olduğu hâlde yanlışlıkla ilim-irfan yuvalarına gelip çöreklenmiş ve orada eşkiyalık yapmaktayken eşkiyalığın son noktasına ulaşan, yani idam sehpasına çıkan insanlar hakkında mersiyeler ve destanlar yazılmıştır. Diğer taraftan binlerce insan öldürülürken kimsenin gözünden bir damla yaş dahi akmamıştır.