Binaenaleyh daha sonraki asırlarda ilim ve irfan adına ortaya çıkıp, Kur’ân ve Sünnet’ten hüküm çıkarmak gayesiyle içtihat ve kıyasa başvuranlar, ortaya koydukları konulara baktıklarında görmüşlerdir ki, onlar Ebû Hanife’nin, Şâfiî’nin, İmam Mâlik’in, Evzâî’nin fetvaları içinde çoktan yerlerini almış. Evet, fıkıh ve hukuk kitaplarına bakıldığında bu açık seçik olarak görülecektir.
Biz burada ‘İslâm dininin dayandığı dört temel rükün’ başlığı altında söylediklerimizi, bu mevzuu şerh ve izah etmek gayesiyle ifade etmiş değiliz. Zaten bu ve benzeri meseleler, bu konuyla alâkalı binlerce eserde tafsilatıyla anlatılmıştır.
Ancak, bizim burada dikkatleri çekmek istediğimiz husus, İslâm iktisadının da bu temel ve sarsılmaz esaslara dayandığını, bu sebeple diğer iktisadî sistemlere hiç benzemediğini ve onlardan bu yönüyle de üstün olduğunu vurgulamaktır. Zannediyorum aktardığımız bu kısa malumat dahi bu hususu aydınlatmaya ve bu hükmü ispata yeterli olacaktır.