İçeriğe geç
21. Bölüm

M. Faiz Meselesi

Faiz, iktisadî hayatın en eski problemlerinden biridir. Haksız bir kazanç olan faizin ne aklî ne de vicdanî hiçbir dayanağı yoktur.

Zamanın seyri içinde, faizin meşruluğu, vasıfları ve ekonomi içindeki fonksiyonu hep münakaşa edilegelmiştir. Kimi zaman yerin dibine batırılmış, kimi zaman da göklere çıkarılmıştır.

Şunu kesin bir dille söyleyebilirim ki, faize meşruluk kazandıran devirler, bütünüyle beşerin ahlâken çöküntü içinde olduğu devirlerdir. Meselenin bu yönüne temas etmeden evvel onun tarihî seyrine kısaca atf-ı nazar etmede fayda var.

1. Faizin Tarihi

Eflatun ‘Kanun’, Aristo ise ‘Politika’ adlı eserlerinde faizi yerden yere vurmuşlardır. Eflatun’a göre faiz ahlâk dışı bir davranıştır; faziletli ve erdemli insana asla yakışmaz. Onun için mutlaka yasaklanmalıdır.

Aristo’ya göre ise faiz, kısır tavuktan yumurta almaya çalışmak gibi yanlış bir düşüncedir. O, kestirmeden, “Para parayı doğurmaz.” demektedir.

Roma, başlangıçtaki ihtişam döneminde şiddetle faizin karşısındadır. Ancak yıkılmaya yüz tuttuğu zaman diliminde faize kurtarıcı bir simit gibi sarılır. Buna rağmen dibe vurmaktan bir türlü kendini kurtaramaz.

Hıristiyanlık esas itibarıyla faizi haram kılmış; fakat, içki ve domuz eti misillü bazı haramlarda olduğu gibi, daha sonra yapılan değişikliklerle faiz de helâl hâle getirilmiştir. Oysa ilâhî vahye dayanan bir dinin bunlara cevaz vermesini düşünmek mümkün olmasa gerek…

Günümüzde Yahova Şahitlerine ait kitaplar da bu konular üzerinde ısrarla durmaktadır. Gerçi Yahova Şahitleri meselesi ayrıca üzerinde durulması gereken bir husus olmakla beraber, sözü dağıtmamak için burada şimdilik o meseleye girmiyorum.

411