O gün şekil olarak faiz şöyle cereyan ediyordu: Zaruret içinde bulunan bir kişi -ki bu zaruret ne kadar fazla ve acil ise, vereceği faiz miktarı da o kadar yüksek olurdu- belli bir süre sonunda ve belli bir fazlalıkla ödemek kaydıyla birisinden borç para alıyor. Vade tamam olunca alacaklı gelip parasını istiyor. Eğer borçlu borcunu ödeyemeyeceğini söyler ve belli bir vade daha isterse aldığı borç miktarı iki katına çıkarılır.. ve yine ikinci defa aynı durum tekrar ederse, bu sefer borç miktarı dört katına çıkıverirdi.
Bu muamele böyle devam edip giderdi, gün gelir, alınan borç miktarı ile ödemek zorunda kalınan borç miktarı arasında korkunç denecek ölçüde bir fark söz konusu olurdu. Bu muamele ile fakir daha da fakirleşirken zengin daha da zengin hâle gelir ve iki sınıf arasındaki uçurum her geçen gün daha da derinleşirdi.
İmam Katade cahiliye devri faizini şöyle anlatır: “İslâmiyet’ten önceki devirde kişi, belirli bir müddet sonra fiyatı ödenmek üzere satış yapardı. Alıcı vade sona erdiğinde aldığı malın fiyatını ödeyemezse, fark verilir ve müddet uzatılırdı.”1
İmam Mücahid ise şöyle der: “İslâmiyet’ten önceki devirde kişinin borcu olduğunda alacaklısına gider, ‘Sana şu kadar fazla ödeyeyim, borcumu ertele.’ der, böylece onun borcu ertelenirdi.”2
Dipnotlar
- 1 Taberî, Câmiu’l-beyan 3/101.
- 2 Taberî, Câmiu’l-beyan 3/101.