İçeriğe geç

İslâm’da yatırım sadece teşvik bazında ele alınmaz. Belki fert yatırıma doğru tatlı bir cebirle sevk edilir. Zekât, bunun güzel bir örneğidir. Zira kişi her sene, nisap miktarının üzerindeki parasından zekât vermek mecburiyetindedir. Her sene verilen zekâtla da bir gün gelecek, onun parası nisabın altına düşecektir.

Böyle bir vaziyete düşmemesi için kişi, parasını çalıştıracak ve meşru dairede nemalandıracaktır. Bu da mü’mini yatırıma zorlayan hususlardan biridir. Bir taraftan stokçuluğu yasak eden âyet ve hadisler paranın âtıl tutulmasını engellerken, diğer taraftan da zekât, Müslüman fertleri paralarını çalıştırmaya zorlayacaktır.

İşte ferdin tam zorlandığı bu noktada onun önüne İslâm, Resûl-i Ekrem’in sünneti adına bir alternatif getiriyor ve parasını mudârebe yoluyla çalıştırmasını öneriyor. Bilhassa sanayileşmeye başladığımız şu dönemde bu usûl bize çok ehemmiyetli görünüyor.

Aksine davranışın cezasını ağır bir şekilde ödeyenleri gördükten sonra, mudârebe usûlüyle çalışmanın ehemmiyet ve önemi bir kat daha artmış gibi görünmektedir. Onlar kendilerince güçlü gördükleri bir sisteme sırtlarını verdi ve büyük yatırımlara girdiler. Sonra da bir muhalif rüzgâr esti ve her şeyleriyle harman gibi savruldular. Bütün işleri altüst oldu. Yaptıkları yanlışın cezasını ya iflaslarla veya ömür boyu borç ödemeye mecbur kalmakla ödediler.

438