İsterseniz burada bir derdimize neşter vuralım veya bamteline şöyle bir dokunalım: Devlet-i Âliye-i Osmaniyeyi yıkan duyun-u umumiye (devlet borçları)’dir. Alınan iç ve dış borçların faizleri koskoca bir devleti iki büklüm etmiştir. İşte faiz yiyen, böyle bir ibret levhasını göremeyecek kadar kendinde değildir.
8. Faiz Toplumu
Kişiyi içki, içtimaî yapıyı da faiz sarhoş eder. Faiz yiyen bir cemiyette en kısa zamanda değişik hezeyanlar baş gösterir. Faizin serbest olduğu toplumlar hep sallantı içindedirler. Onlar bir cihetle hep iki büklüm yaşarlar. Mihraba para konmuş, madde ilâhlaştırılmış ve bu insanlar da o madde karşısında rükûa varmış gibidirler.
Böyle bir toplum içinde değer hükümleri madde ve paradır. O kadar ki, dillerindeki zikir de daima odur. Bütün değerlendirmelerinde para vardır. Öyle ki, onlar âdeta tamamen madde kesilmişlerdir; tesbihleri, tahmidleri ve tekbirleri maddedir. Madde her şey olmuş, demlerine, damarlarına işlemiş ve onları sarhoş etmiştir. Hayır, onlar madde karşısında iki büklüm değil, secdededirler.
Şeytan çarpmış gibi hep şeytanın istek ve dileklerine göre hareket ederler. Sanki onlar şeytanın yere düşen gölgeleri gibidirler. Faiz onları iki büklüm kıldığı için, hep çeşitli spekülatif faaliyetlere girerler. İhtikâr yapar ve yalan söylerler. Menfaat onlar için her şeydir. Din, diyanet ve bütün mukaddesleri onun uğrunda feda edebilirler.