Vadenin önemi, iki bedel arasında ortaya çıkabilecek olan değer farklılaşması ve eşitsizliğe zemin teşkil etmesinden kaynaklanmaktadır. Bir taraftan piyasa şartlarının değişkenliği, yani mal ve para piyasalarında meydana gelen yükselme ve düşmeler, diğer taraftan alacaklı tarafın söz konusu vade içinde para veya malını kullanma imkânından mahrum kalması sebebiyle karşılaşabileceği fırsat kaybı veya borçlanılan para veya mal biriminin ani değer kazanmasıyla borçlunun yükünün beklenmedik boyutlara ulaşması… bu farklılaşma ve eşitsizliğin önemli sebeplerindendir.
Bu sebeple, bugünkü 100 birimlik bir mal veya para, yarınki 110 veya 90 birimlik bir değere dönüşebilir. Bu özellikleriyle vade, en önemli belirsizlik, dolayısıyla anlaşmazlık kaynağıdır. Şu hâlde vade, veresiye mübadelelerde faizin temel illetidir.
3. Bedellerden birinin para, diğerinin mal olduğu durumlarda ise, peşin ve vadeli (mal peşin, parası vadeli veya tersi = selem) mübadeleler caizdir.
Buna göre, bir taraftan para, diğer taraftan mal olursa, bedellerden biri vadeli bile olsa, bu alışverişte faiz cereyan etmez. Bedellerden hangisinin vadeli olduğu önemli değildir. Burada faizin doğmamasının sebebi, bir tarafta mal, diğer tarafta para olması itibarıyla cinsler arasındaki farklılıkla beraber, alışverişlerde paraya tanınan ayrıcalıktır. İnsanların vadeli alışverişe olan ihtiyaçları, paranın bu ayrıcalığına istinaden, sadece mal-para veya para-mal şeklindeki vadeli işlemlerin cevazını gerektirmiştir.
Bedeller arasındaki cins farkı, yani birinin para diğerinin mal olması, iki bedel arasında karşılaştırma imkânını ortadan kaldırıp, ikisinden birinin diğerinden şu kadar az veya fazla olduğunu ileri sürmeyi imkânsız hâle getirdiğinden iki bedel arasındaki faiz ilişkisi kesilmektedir.