İçeriğe geç

Durum böyle olunca, bizler en ideal ve en modern usûlde bir İslâm ekonomisi veya bankası yerine, kapitalist düzenin açtığı ekonomik problemlere çare arama durumunda kalıyoruz. Banka ile alâkalı söylenen ve getirilen teklifler de yine bu değerlendirmeler içinde yapılıyor.

Öyle ise, bütünüyle İslâm’ın yaşandığı ve tatbik gördüğü bir dünyada bugün söylenen ve yazılanlar elbette baştan sona tekrar gözden geçirilerek düzenlemeler İslâmî prensipler perspektifinde ele alınmalıdır. O zaman bugün çare olarak söylenenlerin pek çoğu geçerliliğini kaybedecektir. Zira İslâm’ın bir bütün olarak yaşandığı bir dünyada bugün çare aramak zorunda kaldığımız problemlerin çoğu, belki de hiçbiri olmayacaktır.

İslâm iktisadı, nazarî ve teorik görüş ve düşünceler yığını bir sistem değildir. O, hep hayatla iç içe olmuş ve hayatın bizzat kendisi hâline gelmiş, ilâhî kanunlar manzumesinin bir parçasıdır. Öyle bir parça ki, onu bütünden ayırmak mümkün değildir.

Bugün bankalara alternatif olarak çıkarılan mudârebe usûlü faizsiz bankada mevduat sahipleri ile parayı çalıştıranlar, üzerinde anlaşabilecekleri bir nispetle bankaya ortak oluyorlar. Ve insanlar ellerindeki küçük küçük tasarruflarını bir araya getirmek suretiyle büyük bir sermayeye ulaşıyorlar. Böylece tröstlerin, kartellerin, holdinglerin karşısında tutunabilecek şekilde güçleniyor ve kuvvet kazanıyorlar. Böyle bir teşebbüs insanın hem dünyasını hem de ahiretini mamur edecektir.

İslâm bir taraftan faizi yasakladığı gibi, diğer taraftan paranın âtıl hâle getirilmesini de yasaklamıştır. Para mutlaka aktif kılınmalı ve meşru dairede elden ele dolaştırılmalıdır. Cenâb-ı Hak birçok âyetiyle insanlara bunu ders verirken, Efendimiz de bizzat para çalıştırma usûllerini ümmetine talim buyurmuştur.

437