Lügatte, ziyadeleşmek, fazlalaşmak mânâsına gelen riba, Türkçe’de faiz dediğimiz fazlalığın adı olmuştur.
Gerçi bazı çevreler, bu iki tabiri birbirinden ayrı tutmaya meyillidirler ve onlara göre, haram olan ribadır; faiz değildir. Riba ise, devletin tespit ettiği nispetin üstünde alınan fazlalıktır. Yoksa devletin tespit ettiği ölçü çerçevesinde faiz almak haram değildir.
Tabiî olarak, burada devletin izin verdiği faiz nispetinde ölçünün ne olduğunu sormak gerekmektedir. Hem devlet ilâhî kanun vâzıı mıdır? Devlet bugün % 3’ü tecviz eder, yarın % 1’i bile çok görebilir. Gün gelir devlet % 100 faizi tecviz eder. Hatta % 1500 faiz oranını kanunî gören devletler bile olmuştur.
Sonra nispet denilen şey nedir? Yirminci asrın başında kooperatifler kendi ortaklarına % 12 ilâ % 15 arasında faizli para vermişlerdir. O günün şartlarında kalkınma bakımından normal görülen bu oran, daha sonra yüksek görülmüştür. Kooperatiflerin kendi ortaklarına % 12 ilâ % 15 arasında faizle para vermeleri, onların mağdur edilmesi olarak değerlendirilmiş ve faiz nispetinin daha düşük olması gerektiği savunulmuştur.
Açıkça görülüyor ki, nispetlerdeki farklılık her zaman ve zemine göre değişiklik arz etmektedir. Tefeci, bir devirde % 30 faizle, başka bir devirde % 100 faizle para veriyor. Bunun hangisine ‘faiz’, hangisine ‘riba’ diyeceğiz.
Hem faizin düşük nispette olanına İslâm’ın cevaz verdiği hükmü nereden çıkarılmıştır? Bu apaçık bir aldanmışlık veya apaçık bir aldatmaca değil midir? Dinin bu mevzudaki hükmü kesindir, nettir; hiçbir tevil ve tefsire de ihtiyacı yoktur:
“Allah, alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır.”17
7. Ed’âf-ı Mudâafe (Katlı Faiz)
Faiz haramdır. Bu hüküm, faizin küçük-büyük, basit-bileşik, her çeşidini içine almaktadır. Kur’ân-ı Kerim:
Dipnotlar
- 17 Bakara sûresi, 2/275.