İçeriğe geç
10. Bölüm

B. Ekonomi Anlayışımız Orijinaldir

Önceki yazılarda, İslâm dışı ekonomik sistemler üzerinde durmuştuk. Karanlık ve ışığın birbirine zıtlığı nispetinde ışığın parlaklığı anlaşıldığı gibi, farklı sistemler üzerinde durulmasında, bu zıddiyetin aydınlatıcılığı düşünülebilir.

Gerçi, İslâm her şeyi zirvede temsil ettiğinden, güzelliğinin görülmesi için zıddına muhtaç değildir. Fakat, herkes bu güzelliği aynı derecede göremeyeceği ve o zirve noktaya nüfuz edemeyeceği için, nisbî bir karşılaştırma yapılarak, kapitalizm ve komünizm gibi, yeryüzünde söz sahibi olmuş ekonomik doktrinlerden bir nebze de olsa bahsedilebilir. Bizim maksadımız da bu idi: iyiyi ve güzeli göstermek, bakışları ve gönülleri iyiye ve güzele çevirebilmek.

Bir diğer açıdan biz, bir hayli zamandan beri hemen her noktada, Batıyı âdeta bir kıble hâline getirdik. Dini doğru anlamak için bile onlara müracaat ettik. Hayatı anlama adına onların kapısını çaldık. Maddeyi de mânâyı da onlardan öğrenme peşine düştük. Aynı şekilde, sanki kendi dünyamızda hiç bilinmiyormuş veya sanki her sahada söz Batıya aitmiş gibi, iktisadı da onlara göre yorumlar olduk.

Böylece, Batının karanlık üstüne karanlık atmosferine gireli beri, diğer meseleler gibi, iktisat deyince de ya Ricardo’nun görüşüne ya Robinson’un görüşüne ya da bir başka Batılının görüşüne başvurmayı mârifet saydık.

Hâlbuki iktisat, hayatımızın bir parçası olarak, hayatın bütün üniteleri içinde, umumî çerçevede her yönüyle tarifini bulmuş ve olması gereken yere konmuş, kendisine verilmesi gereken değer de verilmiştir.

174