İçeriğe geç

Evet, bizim iktisadî anlayışımızda, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve nehiyleri birer pusula gibidir. Sınırlarına riayet etme mecburiyetinde olduğumuz bu emir ve nehiylerden birkaçını, sırf bir fikir verme açısından burada arz etmek istiyorum:

Bir yerde Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Rabbinizin nimetlerinden yiyin ve Rabbinize şükredin. İşte size güzel bir memleket ve çok bağışlayan bir Rab!”1

Yani, siz O’nun kulusunuz, rızkı da O yaratmıştır. Öyle ise Rabbinizin size verdiği bu nimetleri yiyin, için ve hayatınızı şükür mülâhazasına bağlı sürdürün.

Âyetin devamında ise şöyle buyruluyor: İşte size bir belde-i tayyibe.. ve sizin karşılaşacağınız da Gafûr bir Rabdir. Ama eğer siz, bir kısım yanlışlıklara girerek, size verilen rızkı, şükür içinde harcamayıp da israf eder ve size bahşedilen nimetlerin kadr u kıymetini anlamayarak onları lüzumsuz yere saçıp savurursanız içinde bulunduğunuz belde ‘tayyib’ olmaktan çıkar. Ve Cenâb-ı Hak da size kevnî kanunlarıyla azap eder ve dolayısıyla da O’nun gufranına eremezsiniz.2

Bir başka âyette ise O şöyle ferman eder: “Ey âdemoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah müsrifleri sevmez.”3

Yani, namazgâha giderken veya topluluk içine çıkarken ziynetini al, insanların karşısına hoş olmayan, tiksindirici bir görünümde çıkma. Zira hadisin ifadesiyle, Allah verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmek ister.4 Senin de O’nun nimetlerinden istifade ederek onları izhar edip göstermen, Rabbine karşı bir tahdis-i nimet ve şükür olduğunu hatırdan çıkarma! Sen bu nimetleri üzerinde gösterdiğin müddetçe, hep hâl diliyle Allah’a “Elhamdülillah yâ Rabbi” demiş olursun.

176