İçeriğe geç

“Sebepleri çok iyi tayin edememe ve bu sebeplerden doğacak neticeyi yüzde yüz kavrayamama, yani eşya ve hâdiseleri manzar-ı a’lâ (en yüksek nokta)dan bakan bir ilimle değerlendiremeyip, illet ve malûl arasındaki münasebeti en kesin ve net hatlarıyla müşâhede edememedir.”

Evet, işte bu, tek ve en geçerli sebeptir. Bundan dolayı da beşer karîhasından çıkan bütün iktisadî doktrinlerde her zaman yanılma ve isabetsizlik payı büyük olacaktır.

e. İktisat Sistemimiz Vahiy Yörüngelidir

Bir ilim, bir irade düşünün ki, o her şeye manzar-ı a’lâdan bakmakta; bütün eşya ve hâdiseleri birden görmektedir. Onun ilminde sebep müsebbebin yanında; illet-malûl iç içe; her şey bir nokta gibi ve hiçbir nesne o muhît ilimden gizli değildir. Binaenaleyh, böyle bir ilmin içtimaî ve iktisadî hayat adına ortaya koyacağı çözümlerin doğruluk ve kesinliğinde şüphe yoktur.

Auguste Comte, ilimleri tertibe tâbi tutarken, başta riyaziye (matematik), biyoloji ve felsefeyi sayar. Sosyolojiye ise çok gerilerde yer verir. Aslında bu ve buna benzer yapılan sıralamalar beşerin ilmine göredir.

Auguste Comte’u böyle bir olumsuzluğa iten, onun sınırlılıkla sınırsızlığı karşılamaya çalışmasıdır. Onun için, Karl Marks gibi krizli ve buhranlı bir dönemde yetişmiş olması itibarıyla, İbn Haldun’da da hedef düşünce problemli kitleler olmuş; bu sebeple, her ikisi de objektif davranamamıştır.

Bu sebepledir ki, ne Marks’ın ileri sürdüğü iddialar ilelebet devam edecek cinstendi ne de merhum İbn Haldun’un bâlâpervâzâne (yüksekten uçarcasına) ortaya attıkları şeyler… Gerçi İbn Haldun, İslâmî ufkun vâridatıyla bir hayli yaşamış ve daha da yaşayacaktır ama, Marks çoktan müzelik hâle gelmiştir.

196