İçeriğe geç

Bunun mânâsı, dünyaya dünyanın ömrü, ahirete de ahiretin müddeti kadar yönelmek demektir.

Nefsine nefsin kadar, Allah’a da O’nun azamet, celâl ve ceberûtu kadar müteveccih ol! Ve Allah’ın sana verdiği şeyleri o istikamette sarf et!

“Yeryüzünde fesat çıkarma!”16 Müfsit ve anarşist olma! Fesadı bir zümre çıkarır. Fakat asıl fesadı çıkaranlar; israfı körükleyen, başkalarının iştahını kabartan, kendi yiyip başkalarını sadece baktıran ve hep gayrin sırtından geçinmeyi ahlâk edinenlerdir. Onların bu davranışı, başka bir grubu tuğyana sevk eder, mütecaviz kılar ve böylece yeryüzünde fesada sebebiyet verilmiş olur.

Burada Kur’ân-ı Kerim, daha çok servet sahiplerine sesleniyor ve onlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın!” diyor. Gerçi zengin bizzat ve aktif olarak yeryüzünde fesat çıkarmamaktadır. Ama, sebebiyet cihetiyle, yaptığı fesat ve anarşidir. Bu sebeple Allah zengine, “Yeryüzünde bozgunculuk (etmeyi) isteme!” uyarısında bulunuyor.

Müfsit, zaten müfsittir. Allah onu sevmemektedir. O, şeytan kadar merdut ve mel’undur. Buna sebebiyet veren ve onu tuğyana sevk edenler ise, Allah’ın verdiği nimetlerde muvazeneli hareket etmeyenlerdir. Onun için de ifsat cürmünde, bunlar da en az birinciler kadar suçludurlar.

“Mülk Allah’ındır.” noktasından hareketle bunları arz etme lüzumu duydum. Bu bir hak ve Allah’tan gelen sistemle, beşer düşüncesinden kaynaklanan ve durmadan değişen sistem arasındaki farkı gösteren en belirgin bir alâmettir.

186