Bütün İslâm âlemini içine alacak şekilde yapılacak bir organizasyonun dünya iktisadî hayatının can damarı olacağında hiç şüphe yoktur. Zaten başka türlü Müslümanları bekleyen iktisadî problemlerin altından kalkmak da kolay değildir. Zira yer altı veya yer üstü gelir kaynakları ancak böyle büyük imkânlarla istenen hüviyette ve istenen kapasitede çalıştırılabilir.
Siz ne kadar potansiyele sahip olursanız olun, eğer o potansiyeli enerjiye çevirecek ve çarkları kuracak gücünüz yoksa ve bu mevzuda hep dışarıdan destek bekliyorsanız, hiçbir zaman kendiniz olup kendi ayaklarınızın üzerine doğrulmanız mümkün olamayacaktır.
Amerika, Rusya veya bir başkası, size bir verecek ama sizden bin alacaktır. Almadığı müddetçe de vermeyecektir. Siz bir taraftan iktisadî hayatınız itibarıyla onlara bağımlı olurken, diğer taraftan hem dinî hem de kültürel sahada onların güdümü altına girecek ve bütünüyle onların inisiyatifinin zavallı birer kuklaları hâline geleceksiniz.
Kültürünüz onların arzularıyla sınırlı olacak, dindarlığınızın çerçevesini onlar çizecektir. Ama siz bir güç olarak onların karşısına dikilebilirseniz, bütün bu tür esaretlerden, mezelletlerden ve ayaklar altında çiğnenmekten kurtulacaksınız.
İşte Müslüman’ı böyle alternatifli bir gelecek beklemektedir. İslâm onun önüne, iktisadî kalkınma adına uçsuz bucaksız bir saha açmıştır. Yeter ki Müslümanlar bu imkânları kullanıp değerlendirebilsinler ve kendi sistemleriyle kendilerini ifade edebilsinler.
Biz burada, faizsiz bankanın olabileceğine dair sadece bir fikir verdik. Onun nasıl işleyeceği hususu ise, tamamen o sahanın mütehassıslarını ilgilendiren bir konudur. Zaten pratikte işleyen birçok faizsiz banka var. Ancak onları ideal İslâm bankası şeklinde kabullenmek oldukça zor. İstenen ufka bu bankalar vesilesiyle bir adım atılacaksa, o da önemli bir gelişme sayılır.